41,0867$% 0,34
48,0345€% 0,42
55,6355£% 0,81
4.532,49%0,87
7.382,00%0,84
29.436,00%0,83
KAVUN MEVSİMİ
Hani, dışınızda gelişen olayların içinizde terse gittiği durumlar vardır; nesnesiz bir hüzün, bedensiz bir ağrı, cürümsüz bir ağırlık, desibelsiz bir gürültü çiçeklenir içinizde. Nedenlerini düzenleyemediğiniz bir sürecin, tesirlerine maruz kalma hali, belki negatif serendipçe olarak tanımlanabilecek bir durum. Belki zaafın, zayıflığın, aczin yer kaplayan hali. Yani, içinizi sıkım sıkım sıkan, nefesinizi daraltan kötü bir şey olacak hissi. “Tuttu yakamı bırakmıyor!”
Çoktan kesmiştim umudumu, maviden, yarından ve martılardan. Yeni bir romanın kapağını aralamamış, sanal mağazalardan alışveriş yapmamış, hiç kimseye hiçbir konuda söz vermemiştim son zamanlarda. Birkaç şiir okumuştum, o da yarısına kadar. Zaten bu yeni şairleri de anlamıyorum; kelimelerin suyu çıkmış sanki, dumanla haberleşir gibi yazıyorlar şiirlerini. Bir alışkanlık, hiç kapatmadığım ve bangır bangır dinlediğim radyonun sesi şimdilerde sonuna kadar kısık. İbresi yirmi dört saat afazi kanalında sabitlenip kalmış sanki ve artık sadece aklından geçiriyor yalnızken de seninle baş başaymış gibi dinlediğim şarkıları. Açık olduğunu gösteren allı morlu lambaları yanıp yanıp sönüyor, hangi şarkımız çalıyor acaba şimdi. Oysa, “Bundan sonraki sana gelsin.” diyerek çalan her şarkıyı sana hediye ederdim. Bazen programa mesaj atıp sana şarkı armağan ettiğim de olurdu, şanslıysam çaldıkları da bazen.
Telefonumun bataryası ne zamandır bitik bilmiyorum, şarj aleti hangi cehennemde kim bilir. Pencere kenarına oturup yıldızlı göklere en son ne zaman baktığımı hatırlamıyorum bile. Halbuki, akşam olsa da rakı içsek mevsimindeyiz ve iple çekerim yılın bu zamanlarını. Kıpır kıpır olur içim, yerimde duramam. Bu zamanlarda başım hiç eğilmez önüme, tüm yüzlere bakar gördüğüm herkesle göz göze gelmek, tanışmak, konuşmak, ayrılırken de “Bu sayılmaz, tekrar mutlaka görüşmeliyiz.” demek isterim. Bu mevsimde buralarda güneş ufukta, kadehler boşlukta, gülücükler yüzde asılı durur, şehir durur adeta zaman durur şarkıların nağmelerinde..
“Leylim leyyyy!”
Evet, kavun mevsimidir ve bala kesmiştir şimdi dudakların.
Uzaktaki dudakların
Uzaktaki ellerin
Uzaktaki yüzün
Uzaktaki omuzların
Oysa yüzüne, yüzümü dayayıp ağlamaya şimdiki kadar hiç ihtiyaç duymadım ben.
Çukurunda gözyaşlarımı biriktirmeye gerek oldu omuzların! Uzaktaki omuzların.
Hatırlıyorum;
Balkondan izlerdim bana gelişini
Sokağa sıfır dairelerin tozlu camlarında kendini seyredişini
Duvardan kaldırıma ağmış begonvilin altından eğilerek geçişini
Çiçekler öpsün yanaklarından, günahkar dudaklarını bana getir.
Bana getir
Bana getir
Bana getir
Bak, şehir sokak sokak karanlığın işgalinde, karşılaşmadığımız her cadde ıssız
İçinde olmadığın her ev metruk
Seni sarmayan her elbise defolu.
Ciğerlerinde eğleşmemiş her oksijen atomu zehirli
Boğuluyorum, boğuluyorum, ölüyorum sevgili
Ölüyorum!
Her gün aynı sabaha uyandığımı fark ettim.
Bıktım bu kötü tekrarlardan,
Canım bir şey çekmiyor
gözlerim açılmak, kulağım işitmek
elim tutmak, ayağım yürümek istemiyor
İçinden intihar geçen şarkılar çalıyor düşsel radyolarda
Düşünüyorum.
Fakat en kötü yanı ölmüyorum!
Halbuki, eflatun bir ışık olsa ölüm gelse, inandırsa bizi kelebek olduğumuza. Sonra düşse önümüze gitsek..
gitsek..
Şair ve Yazar Hakan Yakıcı’nın Hayatı ve Eserleri Üzerine
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.