DOLAR

44,6602$% 0.2

EURO

52,4090% 0.31

STERLİN

60,1845£% 0.26

GRAM ALTIN

6.837,76%0,12

ÇEYREK ALTIN

11.208,00%-0,54

TAM ALTIN

45.105,00%-0,39

a

Başarı mı Lanet mi?

Başarı mı Lanet mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başarı mı Lanet mi? Türk Futbolunun Makus Talihine Dair

Türkiye’de futbol asla sadece futbol değildir; bazen bir milli mutabakat zemini, bazen de ekonomik bir fırtınanın habercisidir. Tarih tekerrürden ibaret derler ya, Türk futbolu ve ekonomisi arasındaki o tuhaf, karanlık korelasyonu düşününce insanın tüyleri ürpermiyor değil.

Hafızalarımızı tazeleyelim:

2000-2001: Zaferin Acı Reçetesi

Galatasaray, 17 Mayıs 2000’de Kopenhag’da UEFA Kupası’nı kaldırıp Türkiye’yi sokağa döktüğünde, aslında bir devrin kapanışını kutluyorduk. O büyük zaferin hemen ardından, 2001 Şubat’ında Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden biri patlak verdi. Gecelik faizlerin %7500’leri gördüğü, anayasa fırlatma krizleriyle doların bir gecede ikiye katlandığı o meşum dönem… Sanki Avrupa’nın zirvesine çıkmanın bedeli, cüzdanlarımızdaki paranın erimesiydi.

2002: Dünya Üçüncülüğü ve Devalüasyon

Uzak Doğu’da İlhan Mansız’ın altın golüyle Kore’yi, Senegal’i devirip dünya üçüncüsü olduğumuzda, göğsümüz kabarmış, “Biz bitti demeden bitmez” demiştik. Ancak sahadaki o devleşme, piyasalardaki yangını söndürmeye yetmedi. 2001 krizinin artçı şokları ve yapısal dönüşümün sancıları, o büyük sportif başarının gölgesinde halkın üzerine binmeye devam etti.


24 Yıl Sonra Yeniden: Tekerrür mü, İstisna mı?

Şimdi, tam 24 yıllık bir hasretin ardından yeniden Dünya Kupası sahnesindeyiz. Sokaklarda yine o tanıdık heyecan, bayrakçılar köşebaşlarında yerini aldı. Ancak akıllarda hep aynı soru: “Yine mi?”

Ekonomik parametrelerin hassas bir dengede ilerlediği, enflasyonun ve kur hareketliliğinin gündemden düşmediği bugünlerde, futbolun bu “kriz getiren zafer” imajı bir şehir efsanesinden fazlasını hissettiriyor. Peki, bu sefer bizi ne bekliyor?

  • Piyasa ve Moral Motivasyonu: Bir görüşe göre, büyük sportif başarılar tüketimi artırır, toplumsal morali yükseltir ve yabancı yatırımcının ülkeye bakışını (soft power) olumlu etkiler.

  • Gizlenen Gerçekler: Diğer görüş ise daha karamsar; futbolun bir “afyon” gibi kullanılıp, sahadaki gollerle geçici bir mutluluk yaratılırken, arka planda biriken ekonomik yapısal sorunların üzerinin örtüldüğünü savunuyor.


Tarihsel örnekler (2000 ve 2002) bize gösteriyor ki, Türkiye’de ne zaman sahada devleşsek, masada bir şeyler eksiliyor. Ancak şunu unutmamak gerek: Korelasyon her zaman nedensellik değildir. 2001 krizini hazırlayan sebepler Galatasaray’ın pas trafiği değil, bankacılık sistemindeki zafiyetlerdi.

Yine de Türk insanının sağduyusu, “Bir gol atsak da biraz gülsek” derken, diğer gözüyle de döviz kurunu takip etmeyi ihmal etmiyor. Umalım ki bu sefer 24 yıllık hasret bittiğinde, kupa zaferiyle gelen sadece mutluluk olsun; kriz değil.

Çünkü bu millet, sevinç çığlıklarının ardından gelen fatura ödeme dönemlerinden yoruldu. Sahada kazanalım, ama cüzdanda kaybetmeyelim.

Devamını Oku

YANGIN

YANGIN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

YANGIN

Dört bir yanım ceset…
Vakit öldürüyorum bugün…
Cehenneme beş kala
Cennetin kapısı çoktan açık…

Dört bir yanım çığlık, gölgem bile kan revan
Zaman beni gömerken susmadı içimdeki isyan
Küllerimden doğan o yaralı kadın benim
Aynalara sığmayan paramparça bir yemin

Alev aldı bulutlar, kan kırmızı gökyüzü
Nabzımda bir aşk hikâyesi, sinsi bir hece izi
Damarlarımda dolaşan zehirli bir hatıra
Adını fısıldayınca dünya düşer uçuruma

Yandım ama sönmedim
Kırıldım ama ölmedim
Kalbimde saklı cehennem
Adınla mühürledim

Sen yangınsın, ben sana isyan eden rüzgâr
Savrulurum üstüne, yakarım her diyar
Adını andıkça küle döner şehirler
Benim içimde aşk değil, kıyamet büyür her sefer

Sen yangınsın, ben asi bir fırtına
Dokunamam sana ama yanarım adına
Cennetin kapısı açık olsa da bugün
Ben cehennemi seçtim senin uğruna

Gözlerimde gece, dudaklarımda yas
Kalbim enkaz altında çırpınan bir nefes biraz
Sevda dediğin şey bir hançer sırtımda
Taşıyorum seni hâlâ kanayan yanımda

Alevlerden taç yaptım saçlarıma bu gece
Yıkılsın üzerime bütün eski hece
Sevmek buysa eğer, bırak küle döneyim
Adını son kez haykırıp kendimden geçeyim

Küllerim savrulur karanlık sokaklara
Sesim çarpar boş duvarlara
Sevgili…
Sen yangın olmayı seçtin
Ben yanarak güçlendim

Sen yangınsın, ben sana isyan eden rüzgâr
Yıkılır üstüne gökyüzü, kopar fırtınalar
Adını andıkça küle döner şehirler
Benim içimde aşk değil, kıyamet büyür her sefer

Sen yangınsın!
Ben isyan!
Yanarak doğan bir kadın var!

 

Devamını Oku

Organik

Organik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Organik

Yumurtanın sarısı, toprağın has kokusu,
Sofrada aranırken her şeyin doğrusu,
Bir etiket yapıştırdılar şimdi de söze,
Organik değilse şiir, batarmış göze.

Salçanın güneşi var, biberin teri belli,
Peki kalbe düşenin var mı yeri belli?
Sentetik bir hüzne boyanmışsa mısralar,
Hangi köylü pazarında bu yara sızlar?

Şair ne bilsin gübreyi, ilaçlı kelamı,
O sadece yürekten gönderir selamı.
Vezni hormonluymuş, kafiyesi GDO’lu,
Deyip geçiyorlar, sanki bu yol tek yolu.

Kimi dalından koparır gibi okur beni,
Kimi seri üretim sanır eski dertleri.
İster organik desinler, ister taş baskı,
Değiştiremez içimdeki o bildik eski aşkı.

Nefesim topraktır, kalemim ise odun,
Gerisi mühim değil, tadına bir bakın.
Ruhumun bahçesinde ne biterse o helal,
Şiir kalpten kopunca, alır zaten organik bir hal.

Oğuzhan ÖCAL

Devamını Oku

Ramazan

Ramazan
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan yaklaşırken şehirlerin ritmi değişir. Aynı sokaklar, aynı insanlar… ama bakışlarda başka bir sükûnet belirir. Gün daha yavaş akar, akşam ezanına doğru zamanın nabzı hissedilir hâle gelir. O an, sadece açlığın bitişi değildir; sabrın, niyetin ve paylaşmanın görünür olduğu bir eşiğe dönüşür.

Ramazan, inananlar için yalnızca bir ibadet ayı değil; iç muhasebenin, kalp temizliğinin ve merhametin yeniden hatırlandığı bir mevsimdir. Oruç, bedenin açlığıyla ruhun tok kalabileceğini öğretir. Sofralar küçülür belki ama dualar büyür. Bir hurmanın, bir yudum suyun kıymeti; insanın kendi sınırlarını fark etmesiyle anlam kazanır.

Bu ayda yapılan her iyilik, bir başkasının hayatına dokunur. Paylaşılan ekmek, edilen dua, uzatılan bir el… Hepsi görünmeyen bir bağ örer insanlar arasında. Ramazan, kalabalıkların içinde bile insanın kalbiyle baş başa kalabildiği nadir zamanlardan biridir. Gürültünün azaldığı, niyetlerin berraklaştığı bir aralıktır.

İnananlar için bu ay; affın, arınmanın ve yeniden başlamanın kapısıdır. İnsan, ne kadar yorulmuş olursa olsun, bu kapıdan geçerken hafifler. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey; bir ay boyunca yavaşlamak, kendini dinlemek ve hayatın anlamını yeniden tartmaktır.

Benim içinse Ramazan, başkalarının inancına duyduğum saygının, ortak insani değerlerin ve birlikte yaşamanın zarafetinin hatırlatıcısıdır. İnanç yolları farklı olabilir; ama sabır, merhamet ve paylaşma arzusu insanlığın ortak mirasıdır. Bu yüzden Ramazan geldiğinde, ben de o sessizliğe kulak veririm.

Bu ayın, ona gönülden bağlanan herkese huzur, şifa ve içsel bir aydınlık getirmesini dilerim. Sofralarınız bereketli, kalpleriniz ferah olsun.

Devamını Oku

Sert düşüş sonrası altın ve gümüşe yönelen ülke: Ne var ne yok topluyor

Sert düşüş sonrası altın ve gümüşe yönelen ülke: Ne var ne yok topluyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Küresel piyasalarda tansiyon düşmüyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın peş peşe yaptığı açıklamalar, güvenli liman olarak görülen altını bile sarsacak ölçüde sert dalgalanmalara yol açtı. Haftanın ilk günlerinde adeta freni patlamış bir yükseliş sergileyen ons altın, 5 bin 595 dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Ancak bu zirve uzun sürmedi; kâr realizasyonlarıyla birlikte yön hızla aşağı döndü.

REKORDAN TARİHİ ÇÖKÜŞE
30 Ocak 2026’da 5 bin 450 dolar bandında tutunmaya çalışan ons altın, günün ilerleyen saatlerinde yoğun satış baskısına yenik düştü. Uluslararası piyasalarda art arda gelen satış emirleriyle XAUUSD paritesi 4 bin 682 dolara kadar geriledi. Günlük bazda yüzde 14,11’lik bu düşüş, altının son 46 yılda yaşadığı en sert tek günlük kayıp olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 768 dolarlık gerileme ise miktar açısından altın tarihinin en büyük günlük düşüşü oldu.

PİYASALARDA PANİK HAVASI
Bu sert hareket yalnızca altını değil, genel emtia piyasasını da sarstı. Uzmanlar, böylesine yüksek oynaklığın yatırımcı psikolojisini ciddi şekilde zorladığını belirtiyor. Özellikle kısa vadeli işlemler ve kaldıraçlı pozisyonlar konusunda temkinli olunması gerektiği vurgulanırken, altın fiyatlarındaki dengesiz seyrin yıl geneline yayılabileceği uyarısı yapılıyor.

ÇİN SAHNEYE ÇIKTI
Fiyatlardaki sert geri çekilmenin ardından Çin cephesinden dikkat çekici bir adım geldi. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Çin’in, piyasadaki düşüşü fırsat olarak görerek yüksek miktarda altın ve gümüş alımına başladığı öğrenildi. Bu hamle, küresel piyasalarda yeni bir denge arayışının ve uzun vadeli stratejik pozisyonlanmanın işareti olarak yorumlanıyor.

Kısacası, altın cephesinde ezberler bozulmuş durumda. Yatırımcılar için önümüzdeki dönem, sabır ve soğukkanlılığın her zamankinden daha değerli olacağı bir süreç gibi görünüyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co