DOLAR

49,7545$%0,14

EURO

55,6984€%-0,00

STERLİN

66,4756£%-0,10

GRAM ALTIN

6.430,33%0,71

ÇEYREK ALTIN

10.568,00%0,11

TAM ALTIN

42.124,00%0,11

a

Türkiye’de Dijital Bankacılıkta Rekor Yükseliş

Türkiye’de Dijital Bankacılıkta Rekor Yükseliş
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de Dijital Bankacılıkta Rekor Yükseliş: Her 4 Kişiden 3’ü Dijitali Seçiyor!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkemizde dijitalleşme dalgası hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Genel internet kullanım oranının %92,3 olarak kaydedildiği Türkiye’de, özellikle finansal alışkanlıklar hızla dijital ortama kayıyor.

İnternet Bankacılığı Neden Hızla Yaygınlaşıyor?

Geleneksel bankacılık alışkanlıkları yerini hızla cepten yönetilen finansal çözümlere bırakıyor. Bu değişimin arkasında yatan başlıca nedenler şunlar:

  • Akıllı telefonların ve mobil teknolojilerin toplumun genelinde yaygınlaşması,

  • Dijital bankacılık altyapılarının ve kullanıcı deneyiminin sürekli gelişmesi,

  • Fiziksel şubelere gitme gereksinimi duymadan, bulunulan her yerden saniyeler içinde işlem yapılabilmesi.

Yıllara Göre İnternet Bankacılığı Kullanım Trendi

Son 5 yıllık veri analizi, dijital bankacılığın ne denli istikrarlı bir büyüme trendi yakaladığını açıkça ortaya koyuyor:

  • 2022: %61,3

  • 2023: %67,1

  • 2024: %71,0

  • 2025: %73,2

  • 2026: %75,9

Ulaşılan bu son oran, 16-74 yaş grubundaki her 4 kişiden 3’ünün artık internet bankacılığı kullandığını gösteriyor.

Cinsiyet Dağılımı ve Diğer Dijital Alışkanlıklar

TÜİK verilerindeki kırılımlar, farklı dijital mecralardaki kullanım alışkanlıklarına da ışık tutuyor:

  • İnternet Bankacılığı Cinsiyet Dağılımı: Erkeklerde %87,5 iken kadınlarda %63,7 olarak ölçüldü. (2022 yılında bu oranlar erkekler için %74,3, kadınlar için %47,1 seviyesindeydi.)

  • E-Posta Kullanımı: Ülke genelinde “e-posta gönderme veya alma” alışkanlığı %48,1 oranında seyrediyor. (Erkekler: %53,4 / Kadınlar: %42,4)

  • Podcast Dinleme Alışkanlığı: Bireylerin %13,3‘ü podcast dinlemek veya indirmek için interneti kullanıyor. Bu alanda kadınların oranı (%13,9), erkekleri (%12,7) geride bırakmış durumda.

Devamını Oku

AŞK VE İHANET

AŞK VE İHANET
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çok uzaklarda, sisli dağların ardında, denizin kıyısında küçük bir şehir vardı. O şehirde biri yaşardı; ne zaman adını ansam içimde bir bahar esintisi, ardından da tarifsiz bir hüzün dalgalanırdı. Ben ona öyle bir aşıktım ki, bunu anlatmaya ne kelimeler yeterdi ne de cümleler. Harfleri yan yana dizsem, virgülleri gözyaşlarımla ıslatsam, yine de o duygu eksik kalırdı. Aşkım, kelimelerin bittiği yerde başlardı.

Yıllar geçti. Gözlerim onu her gün yollarda aradı, her sabah uyandığımda içimde buruk bir bekleyiş vardı. Aramızda bir kızımız var; dünyalar tatlısı, gözleri hem ona hem bana benzeyen. Ayrılmıştık ama bir bağ kopmamıştı işte. O bağ, kızımızın kahkahasında, sesinin titremesinde, bize benzeyen bakışlarında yaşıyordu.

Ayrılıktan sonra bile beni arardı. Telefonun diğer ucunda sesi titrer, “Burada çok kötüyüm,” derdi. Geceleri uykusuz kaldığını, içini bir sıkıntının kapladığını anlatırdı. Ben de her seferinde içim parçalanarak dinlerdim. Onun acısı benim acım olurdu. Çünkü ben hâlâ, delicesine, o ilk günkü gibi âşıktım.

Ama geçen gün geldi. Ne aradı, ne sordu. Sessizliği, en yüksek çığlıktan daha çok acıttı canımı. Sanki yıllarca süren o bağ, o bağlılık, bir anda kopuverdi. İçimde bir şeylerin kırıldığını hissettim; cam kırıkları gibi, sessizce ama derinden.

Sonra sosyal medyada gördüm. Plajda geziyorlardı. Güneş, tenlerine vuruyordu; dalgalar ayaklarına dokunuyor, kumlar parmaklarının arasından kayıyordu. Kahkahaları, rüzgârın taşıdığı bir melodi gibiydi. Ben ise ekranın bu tarafında, karanlık bir odada, yalnızca izliyordum. İzlemek… Ne acı bir kelime. İnsanın içini parça parça eden, sessiz bir işkence.

İşte o an anladım: Ben onun için yalnızca kötü gün dostuymuşum. Hani derler ya, “İyi günde herkes yanında olur, asıl dostluk kötü günde belli olur.” Ben kötü gününde yanında olmuşum, ama o iyi gününde başkasıyla gülüyordu. Yazık… Bana yazık. Yıllarıma yazık. Hâlâ içimde büyüttüğüm o saf, o temiz, o tarifsiz aşka yazık.

Devamını Oku

Fon soruşturması genişliyor! İş insanı Nihat Kırmızı gözaltına alındı

Fon soruşturması genişliyor! İş insanı Nihat Kırmızı gözaltına alındı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nihat Kırmızı fon soruşturmasında gözaltına alındı: Para transferleri mercek altında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında iş insanı Nihat Kırmızı gözaltına alındı. Soruşturmanın para hareketlerine ilişkin ayrıntıları da dosyanın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.

İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Kırmızı, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından emniyete götürüldü. Kırmızı’nın emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

İsviçre’ye milyonlarca dolarlık ve euroluk transfer

Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmada yapılan ilk incelemelerde bazı hesaplardan İsviçre’deki hesaplara yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği tespit edildi.

Edinilen bilgilere göre, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın hesabından İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar gönderildi.

Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın hesabından ise yine İsviçre’deki bir hesaba 25 milyon euro transfer edildiği belirlendi.

Söz konusu para hareketleri, soruşturmanın finansal boyutunda incelenen başlıklar arasında bulunuyor.

Muhammed Yarız tutuklanmıştı

Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor.

Dosya kapsamında daha önce Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız tutuklanmıştı. Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan hakkında da gözaltı işlemi uygulanmıştı.

Tera Yatırım yöneticileri de soruşturma kapsamında

Soruşturmanın önceki aşamalarında Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile şirket yöneticileri Alper Öztürk, Emre Alkin ve Kerem Alkin de gözaltına alınmıştı.

Böylece soruşturma kapsamında farklı şirketlerde görev yapan yönetici ve iş insanları hakkında gözaltı ve tutuklama işlemleri gerçekleştirildi.

Soruşturmanın devam ettiği, şüphelilerin hukuki durumlarına ilişkin sürecin ilerleyen aşamalarda netleşeceği belirtildi.

Devamını Oku

100 Bin Abone Plaketi Ücretsiz Ama Gümrük Masrafları Cep Yakıyor

100 Bin Abone Plaketi Ücretsiz Ama Gümrük Masrafları Cep Yakıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ücretsiz Gönderilen 100 Bin Abone Plaketi, Gümrük Masraflarıyla Gündemde

Platformların 100 bin aboneye ulaşan içerik üreticilerine ücretsiz olarak gönderdiği başarı plaketi, Türkiye’deki gümrük işlemleri nedeniyle ek maliyetlerle gündeme geliyor. Vekâletname, evrak hazırlığı ve kargo ücretleri, plaketi teslim alacak kişilerin karşılaştığı masraflar arasında yer alıyor.

Dijital içerik platformlarında 100 bin abone barajını aşan yayıncılar, başarılarını simgeleyen özel bir plaket almaya hak kazanıyor. Platform tarafından herhangi bir ücret talep edilmeden gönderilen bu ödül, Türkiye’ye ulaştığında gümrük işlemlerine tabi tutulabiliyor.

İçerik üreticilerinin paylaştığı bilgilere göre, plaketin teslim alınabilmesi için gümrük işlemlerinin tamamlanması gerekiyor. Bu süreçte noter aracılığıyla vekâletname düzenlenmesi, istenen belgelerin hazırlanması ve ilgili evrakların kargo yoluyla gönderilmesi talep edilebiliyor.

Edinilen bilgilere göre yalnızca vekâletname işlemi yaklaşık 2.000 TL tutarında bir maliyet oluştururken, belgelerin gönderimi için de yaklaşık 300 TL kargo ücreti ödenebiliyor. Böylece ücretsiz gönderilen başarı plaketi, ek prosedürler nedeniyle kullanıcılar açısından beklenmedik bir masraf kalemine dönüşebiliyor.

Konu, sosyal medyada da içerik üreticileri arasında tartışma yaratmış durumda. Bazı kullanıcılar, başarı ödülünün ücretsiz olmasına rağmen teslim sürecinde ortaya çıkan masrafların gözden geçirilmesi gerektiğini savunurken, bazıları ise bu ücretlerin platformdan değil, ithalat ve gümrük uygulamalarından kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Uzmanlar, yurt dışından bireysel olarak gönderilen ödül ve benzeri ürünlerde uygulanacak gümrük prosedürlerinin, gönderinin niteliğine ve yürürlükteki mevzuata göre değişebileceğini belirtiyor. Bu nedenle benzer bir plaket almaya hak kazanan içerik üreticilerinin, gönderi Türkiye’ye ulaşmadan önce kargo firması ve gümrük süreci hakkında bilgi edinmeleri öneriliyor.

Devamını Oku

Yıldızların Altında

Yıldızların Altında
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıldızların Altında

Gecenin üçü, Ankara’nın ayazı odanın camlarına vururken, masanın üzerindeki tek ışık kaynağı emektar katot tüplü monitörün titrek parıltısıydı. Bilgisayar mühendisi Kemal, gözlerini ovuşturarak ekrandaki yeşil terminal yazılarına baktı. Yıllardır üzerinde çalıştığı, eski internet protokollerini ve kaybolmuş dijital kimlikleri arşivleyen “Protokol Mezarlığı” projesinde sona gelmişti. Ancak bu gece, kodların arasında gezinirken tesadüfen çok eski bir BBS sunucusuna ait gömülü bir yedek dizini keşfetmişti.

Yedek dosyasının adı basitti: yildizlar_altinda_1998.bak

Kemal’in kalbi hızla çarpmaya başladı. 1990’ların sonu, üniversite yılları, ilk gençlik heyecanları… Ve o dönem hayatının merkezinde olan, ancak hayatın hırçın dalgaları arasında izini kaybettiği Leyla. Birlikte kurdukları o küçük chat odası, paylaştıkları tracker müzikleri, gecelerce süren IRC sohbetleri bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti.

Parmakları klavyenin üzerinde tanıdık bir ritimle hareket etti. Dosyayı açtı, eski bir metin tabanlı arayüzü emüle etti. Karşısına çıkan ilk şey, Leyla’nın o dönem kullandığı takma adla bırakılmış bir günlük girdisi oldu:

“Eğer bir gün bu sunucu kapanırsa, eğer birbirimizi bulamazsak, bil ki Kemal… Ben hep aynı frekanstayım. Sadece gürültü çoğaldı.”

Kemal derin bir nefes aldı. İçindeki o eski, tanıdık sızı yeniden uyanmıştı. Modern dünyanın getirdiği o hissiz, minimalist, ruhsuz arayüzlerden sonra, bu pikselli ve samimi dünya ona adeta çölde bir vaha gibi geldi. Masasının kenarında duran, üzerine elle “Gece Şarkıları – 1999” yazılmış eski kaseti eline aldı. Onu teybe yerleştirdi ve “Play” tuşuna bastı. Manyetik bandın o hafif cızırtısıyla birlikte odayı hüzünlü bir tracker melodisi doldurdu.

Ertesi gün Kemal, Altındağ’daki küçük teknik servis dükkanında işlerine odaklanmakta zorlanıyordu. Önündeki bilgisayar parçaları, lehim havyasının kokusu, tamir edilmeyi bekleyen eski cihazlar… Her şey ona o eski yılları hatırlatıyordu. O dönemler her şey daha gerçekçiydi; dostluklar, aşklar, mektuplar ve hatta dijital dünya bile bir emek mahsulüydü.

Akşama doğru dükkanın kapısı çaldı. İçeriye giren kadın, elinde eski bir dizüstü bilgisayar tutuyordu. Kemal başını kaldırdı ve bir an için zaman durdu. Gözlerine inanamadı. Gelen Leyla’ydı. Yıllar yüzünde ince çizgiler bırakmıştı ama bakışlarındaki o hüzünlü derinlik hiç değişmemişti.

“Kemal?” dedi Leyla, şaşkınlıkla karışık bir fısıltıyla. “Burası senin dükkanın mı?”

“Leyla…” Kemal ayağa kalktı, elleri titriyordu. “Yıllar oldu. Seni buralarda göreceğimi hiç tahmin etmezdim.”

Leyla, elindeki bilgisayarı masaya bıraktı. “İçindeki eski fotoğrafları ve müzikleri kurtarmak istiyordum. Birkaç yere götürdüm, ‘bu antika artık çalışmaz’ dediler. Sonra burayı önerdiler. Bilmiyordum senin olduğunu.”

Kemal bilgisayara baktı. Üzerinde hala eski Windows 98 logosunun solmuş bir çıkartması vardı. “Ben hallederim,” dedi Kemal, sesi buğulanarak. “Bilirsin, ben eski olan hiçbir şeyi arkada bırakamam.”

İki eski dost, dükkanın arkasındaki küçük çay ocağında saatlerce oturdular. Geçmişten, kayıplardan, hayatın onları nasıl savurduğundan konuştular. Leyla evlenmiş, ayrılmıştı; Kemal ise kendini tamamen işine ve dijital arşivine adamıştı. Ama ikisinin de içinde doldurulamamış büyük bir boşluk vardı. O gece, dükkanın kepenklerini indirdiklerinde, aralarındaki o eski köprünün aslında hiç yıkılmadığını, sadece üzerini yılların tozunun kapladığını fark ettiler.

Kemal o gece hiç uyumadı. Leyla’nın getirdiği bilgisayarın sabit diskini söktü, özel veri kurtarma cihazlarına bağladı. Disk ağır hasar görmüştü, okuyucu kafa her döndüğünde adeta can çekişen bir canlının çığlıklarını çıkarıyordu. Ama Kemal pes etmedi. Sektör sektör, bayt bayt geçmişi kazıdı.

Sabaha karşı saat dörtte, verilerin %90’ını kurtarmayı başarmıştı. Kurtarılan dosyaların arasında bir klasör dikkatini çekti: Kemal_Icin.

Klasörün içinde, Leyla’nın o yıllarda Impulse Tracker programıyla Kemal için bestelediği ama ona hiç dinletemediği bir müzik dosyası ve bir metin belgesi vardı. Metin belgesini açtı:

“Bu satırları okuduğunda muhtemelen çok zaman geçmiş olacak. Sana karşı olan hislerimi hiçbir zaman tam olarak söyleyemedim. Hep bir şeylerin doğru zamanını bekledim ama hayat zamanı elimizden aldı. Eğer bir gün bu bilgisayar susarsa ve sen bu dosyayı bulursan, bil ki kalbimin analog tarafı hep seninle kaldı.”

Kemal gözyaşlarını tutamadı. Gözyaşları, klavyenin üzerindeki tuşların arasına süzüldü. Hemen kendi geliştirdiği BBS sistemine girdi, Leyla’nın 1998’deki kullanıcı adını aktif hale getirdi ve o eski chat odasını yeniden canlandırdı. Kurtardığı tracker müziğini de sistemin giriş melodisi yaptı.

Ertesi gün Leyla dükkana geldiğinde, Kemal ona hiçbir şey söylemeden bir kulaklık uzattı ve ekrandaki terminal arayüzünü gösterdi. Leyla kulaklığı taktı. Kulaklıktan yükselen o eski, 8-bitlik hüzünlü melodi odada yankılanırken, ekranda yeşil harflerle şu yazı belirdi:

Hoş geldin Leyla. Frekans sağlandı. Sistem artık çevrimiçi.

Leyla kulaklığı çıkardı, Kemal’e baktı. Gözleri parlıyordu. Artık kelimelere gerek yoktu. Dijital dünyanın soğukluğunda kaybolan iki ruh, eski bir bilgisayarın sıcaklığında, kendi kurdukları o zamansız dünyada yeniden bir araya gelmişti. Geçmiş, geleceğe atılan en sağlam dikiş olmuştu.

Bir hafta sonra, dükkanın arka odasında iki kişi eski bir bilgisayarın başında oturuyordu. Ekranın yeşil ışığı yüzlerine vuruyor, odada tracker melodileri yankılanıyordu. Kemal, Leyla’ya BBS sisteminin nasıl çalıştığını anlatıyor, eski komutları hatırlatıyordu.

“Bak, burada ‘/join #yildizlar’ yazarsan, o eski odaya girersin,” dedi Kemal, parmaklarıyla tuşlara dokunarak.

Leyla gülümsedi. “Hala aynı komut mu? Yirmi yıl olmuş, hiçbir şey değişmemiş.”

“Bazı şeyler değişmemeli zaten,” dedi Kemal, gözlerini ekrandan ayırmadan.

O gece geç saatlere kadar sohbet ettiler. Leyla, Kemal’e hayatında neler olduğunu anlattı. Bir kızı olduğunu, onun da şimdi üniversite sınavına hazırlandığını söyledi. Kemal ise yıllardır sürdürdüğü arşivleme projesinden, kaybolan dijital kültürü koruma tutkusundan bahsetti.

“Sen hep böyleydin,” dedi Leyla. “Geçmişe sahip çıkan, unutulmaya yüz tutmuş şeyleri kurtaran… Ne kadar değiştiğini sanıyordum ama aslında hiç değişmemişsin.”

“Değişmeyen tek şey belki de sendin,” dedi Kemal sessizce.

Leyla bir an sustu. Sonra elini Kemal’in elinin üzerine koydu. “Ben de seni çok özlemişim,” dedi fısıltıyla.

Sabaha karşı, güneş doğarken, iki eski dost bilgisayarın başında uyuyakaldı. Ekranda hala o eski chat odası açıktı, imleç bekliyordu. Ve o sabah, yıllar sonra ilk kez, Kemal kendini tamamlanmış hissetti.

Bir ay sonra, Kemal dükkanın vitrinine yeni bir tabela astı: “Dijital Arşiv & Anı Kurtarma – 1998’den Beri Hizmetinizde”. İçeride ise her şey değişmişti. Dükkanın arka odası, eski BBS sistemine bağlı birkaç terminalle donatılmıştı. Leyla ise haftada üç gün geliyor, Kemal’e yardım ediyordu.

Bir akşam, işler bittiğinde Leyla elinde bir kasetle geldi.

“Bunu sana daha önce vermeliydim,” dedi. “Ama hep korktum. Şimdi ise zamanı geldi.”

Kemal kaseti aldı. Üzerinde “Leyla’dan Kemal’e – 1999” yazıyordu. Teybe yerleştirdi ve play tuşuna bastı. Odayı daha önce duymadığı, çok daha duygusal bir melodi doldurdu. Bu, Leyla’nın o yıllarda bestelediği ama hiç paylaşmadığı ana parçaydı.

Melodinin sonunda, Leyla’nın genç sesi duyuldu:

“Kemal… Bunu belki hiç dinleyemeyeceksin ama umarım bir gün dinlersin. Seni seviyorum. Hep sevdim. Ve hep seveceğim. Hiçbir kod, hiçbir protokol bunu değiştiremez.”

Kemal kaseti durdurdu. Gözleri dolmuştu. Leyla’ya döndü.

“Ben de seni seviyorum,” dedi. “Ama bunu sana söyleyebilmek için yirmi yıl beklemek zorunda kaldım.”

Leyla güldü, gözleri yaşlıydı. “Geç olsun, güç olmasın.”

O gece, dükkanın kapıları kapalıydı ama içerideki iki insan için yeni bir başlangıç vardı. Eski bilgisayarın ekranında, terminale yazılmış bir mesaj yanıp sönüyordu:

yildizlar_altinda_1998.bak -> yeniden_baslangic_2026.bak

Analog kalpler, dijital bir dünyada yeniden atmaya başlamıştı. Ve bu sefer, hiçbir sunucu kapanmayacaktı.

Oğuzhan Öcal

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. deneme bonusu veren siteler deneme bonusu verabetgiris.co