41,0312$% 0,27
47,9901€% 0,28
55,5233£% 0,61
4.556,27%1,05
7.392,00%0,84
29.477,00%0,83
Şehrin kadim taşlarını örten yağmur, bir matem havasıyla iniyordu; her damla, geçmişin tozlu raflarına inen bir ahize gibiydi. Pencerenin camında biriken su taneleri, aşağıya doğru süzülürken, adeta zamanın ağır aksak ilerleyişini resmediyordu. Loş bir lambanın cılız ışığında, Defne, yüreğinin en korunaklı, en gizli köşesinde muhafaza ettiği o sedef kakmalı ahşap kutuyu eline aldı. Dokunuşu, bir hazineye yaklaşmanın heyecanı ve korkusuyla titriyordu. Kapağını kaldırdığında, içeriden çıkan toz zerreleri, lamba ışığında dans eden minik hayaletler gibi havada süzüldü. Kutunun içi, geçmişin amber kokusuyla doluydu. Ve orada, üzerinde zamanın acımasız parmak izleri bulunan, sararmış, köşeleri yıpranmış bir zarf yatıyordu. Mektup, Emre’den gelmişti. Gökyüzünü ikiye bölüp yıldızları paylaştıkları, rüyalarını aynı nehrin sularında yıkadıkları adamdan...
Tren, kış gecesinin camlarına ince, ürpertili çizikler çizerken, Nehir, kırmızı atkısını boynuna, bir sığınak ararcasına daha sıkı doladı. Ankara’dan Kars’a uzanan o gece yolculuğu, uçsuz bozkırın üzerinde hüzünlü bir ninni gibi ağır ağır sürünüyordu. Dört kişilik kompartımanda yapayalnızdı; ta ki kapı usulca açılıp içeri, soğuk rüzgârla birlikte bir genç adam girene dek. Elinde deri kaplı, yıpranmış bir defter, karşı koltuğa adeta bir gölge gibi ilişti. Üşümüş parmaklarını bir süre avuçlarının sıcağına hapsetti, sonra mahcup bir gülümseme yayıldı yüzüne.
Ve o an, kemiklerime kadar hissettim ki bu yolculuğum bir yere değil, bir sese, bir çağrıya doğruydu. Beni çeken, yeryüzünün değil, adeta göğün kendisinin kadim ve tozlu hatıralarıydı. İnsan unutkan bir varlıktır; fakat unutulan her şey, unutuldukları o kuytu köşelerde, bir toz tanesi misali parıldayarak yaşamaya devam eder. Benim vazifem, işte o kayıp parıltıları bulup çıkarmaktı.
DİLİ ÖLDÜRMEK